
TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) tarafından yapımı üstlenilen kriptolu USB bellek; "SIR. Peki onu diğer usb belleklerden ayıran noktaları neler? Buna cevap olarak 2 nokta verebiliriz: 1.si yüzde yüz Türk üretimi ve teknolojisi; 2.si en küçük kriptolu USB bellek özelliğine sahip olması. Öyle ki Nato askeri teknoloji alımlarında ''SIR''a kendi alanında rakip bulamadı ve Nato askeri envanterlerinde yerini aldı.

Teknolojik özellikleri ve kullanım alanlarına değinecek olursak;
Bu haliyle "SIR" Nato envanterine giren 5. Türk teknolojisi olmayı başarıyor; zira UEKAE den yapılan açıklamada; "Amacımız ulusal yazılım cihaz ve sistemler üreterek Türkiye'nin teknolojik bağımsızlığını sağlamaktır." denmekte.
Mısır'ın bile yazılım alanında belli başlı ülkeler arasında olduğu düşünüldüğünde ve diğer bir çok ülkedeki atılımlar yanında hala internet ve veri iletişimindeki bağnaz yasakçı zihniyetimiz yolun başında olduğumuzu göstermekte fakat bunlarda umut verici çalışmalar olarak umarım katkısını gereyince sağlamış olur.
« önceki yazı sony sxrd vw85 & hw15 |
sonraki yazı » Elektrikli Peugeot iOn |
Nato envanterinde yer alan diğer Türk yapımı teknolojilere de burdan bakabilirsiniz....
BU tür haberleri duymak güzel, ancak ne yazık ki birçok konuda olduğu gibi bundada geri kalıyoruz. Çin bağımsızlığını ve güvenliğini sağlamak için seneler önce işletim sistemi geliştirdi. Halbuki bizde Pardus daha çok yeni ve gelişmeye açık.
Şuan eminim casuslar ülkemizde cirit atmıyordur neden atsınlar ki adamların yazdığı işletim sistemlerini zaten güvenliğimizin her kademesi kullanmıyor mu... İstedikleri verileri zaten sömürüyorlar şuan için çalınan verilerimizi şifreleme kısmını becere biliyoruz sanırım, umarım bu tür gelişmeler hız kazanırda teknolojide bağımsızlığımızı sağlarız aksi taktirde savaşların kaderini belirleyen teknoloji bizim eksi tarafımız olmaya devam edicektir...
aletin adını çok beyendim. güzel bir bildiri. beni rahatsız eden tek nokta ise türkiyedeki her bilgisayar alanında dünya çapında ses getiren çalışmanın UEKAE tarafından yapılması. ya başka birilerinde bu işleri yapacak kapasite yok, yada başkalarına fikretme hakkı verilmiyor...
Daha doğrusu deneyime sahip bir eğitim sistemimiz yok bu yüzdendir ki TÜBİTAK tüm bu yükü üsleniyor yada yabancı şirketler kendi alt yapılarıyla sömüreye devam ediyorlar...
çok güzel gelişime açık bir kurum ama ne yazık ki sürekli önü kesiliyor hatta öldürülenleri oluyor.
bazen de etkileyici yan faktörlerde oluyor ne yazık ki.
Keşke biometrik güvenlik sistemleri de eklenseydi. Bu tür güvenlik açısından önem arzeden cihazlarda tasarım ikinci planda olduğundan daha kalın ebatlarda olması sorun olmazdı diye düşünüyorum.
Ancak her ne kadar tasarım önemsiz olsada ergonomi bu cihaz için gayet önemli bence sonuçta taşına bilir diye geçen bir sistemden bahsediyoruz kullanıcıyı ergonomik olarak yormamalı sonuçta 20 cm lik çelik kapı güvenceyi sağlıyorsa bunu 50 cm yapmak külfet haricinde bi getirim sağlamaz
Dünyada "kırılamaz" diye bir şifre olmadığını ve taşınan verilerin hayati öneme sahip olduğunu varsayarsak kriptonun veya herhangi bir güvenlik önleminin hiçbir zaman yeterli olmadığı sonucu çıkar.
O yüzden ask. ve idari verilerin iletiminde optimum değil maksimum güvenlik tedbiri alınması taraftarıyım.
%100 GÜVENLİK hiçbir zaman yoktur, güvenliği tehlikeye atan insan faktörü olduğu gibi güvenlik etkinliğini sağlayanda insandır bunu bir kenara bırakırsak sadece güvenlik de değil kullanılan sistem ne kadar karmaşık ve yoğun olursa hatta riskide o denli yüksektir, günümüzde de yapılan en büyük hatalardan biridirde ki kullanılan güvenlik sistemleri optimum karmaşa maxsimum denetim çabasına bürünmesine neden olmuştur. Sistemin karmaşıklığı önemli değildir önemli olan denetimdir de sonuçta karmaşık sisteminin denetimide zor ve zahmetli olucaktır... Kısacası o cihaza istediğiniz güvenliği koyun insan faktörü oldukça kullananın insiyatifinde, kıracak olanında becerileriyle sınırlıdır... Bu ürün için konuşacak olursak ta Nato envanterine katacak yeterlilikte ve rakipsiz görmüştür bunun haricinde extra bir asma kilide gerek yok benim görüşüm en azından
D.O.D'nin yeterli gördüğü 20 defa tekrarlanan veri yazma silme işlemi kolaylıkla bulunabilen veri kurtarma programlarıyla geriye döndürebiliyor. Kaldı ki bu konuda referans alınan kurumlardan biri olan Pent. da, Kevin isimli çivisi çıkmış bir şahıs evinin garajından sistemlerine sızana kadar kendi güvenlik önlemlerinin yeterli olduğunu düşünüyordu.
Evet, insan faktörü önemli ve belirleyicidir fakat bilinen teknolojiyle insan sadakati ya da davranışları yazılım-donanım kadar kolay kontrol edilemediği için pratikte uygulanabilirliği olan yöntemlere ağırlık vermek daha mantıklı olacaktır. (flash'dan nereye...)
(flash'dan nereye...) :) kesinlikle.. ama fikirlerimizi paylaşıyor olmamız güzel birşey konu ne olursa olsun ... Aslında aynı şeyleri söylüyoruz demek istediğim insan faktörünü öne çıkarmak değil zaten orantının iyi kurulması .siz söylüyorsunuz güvenlik ne kadar iyi olursa olsun o kadar da handikapı vardır ve zaten kırılır... öyleyse fazladan önlem almamız bişey değiştirmez veri sayısal olduktan sonra herzaman bir arka kapı vardır ve kırcak olan yine kırar bu demek değilki sıfır önlem almalı önlem almalı abartmayarak klasik tehditleri uzak tutarak içinde kaybolmazsan ve teknolojin el verirse yine almalısın hatta en iyisini ama burda söz konusu orantısal birşey ergonomi/teknoloji gibi sonuçta taşına bilir bir cihaz söz konusu olduğu için güvenlik yanında ergonomide sağlanmalı ve bu oran iyi yakalanmalı aslında pek farklı şeyler söylemiyoruz çıkış noktamız farklı yanlızca
Hmm.. Neticede şu sonuca vardım, "iki kişinin taşıdığı "SIR" değildir." :) Vadi'den yeni bölümlerde bu konuya eğilmesini bekleyelim o zaman, napalım.. :)
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.
Bu site pillinetwork'ün bir parçasıdır. detaylar.