
Siz o furyayı yakalayabildiniz mi? Bilmiyorum ama James Bond'un Rusya'dan sevgilerle (From Russia With Love) filminin hemen ardındaki bir dönem “James Bond çantaları” pek bir modaydı. Kilit mekanizmalı, şifre korumalı bu çantaların sahipleri bir dönemin “havalı” kesimiydiler. Yıllar geçip gençler bu çantaların modasını daha spor modellere devretti. Ama bu tip çantaları gerçek amacı için kullananlar halen onları kullanmaya devam ettiler.

apple mac mini'yi güncelledi. mac mini artık daha kompakt, daha hızlı ve daha az enerji tüketiyor. alüminyum kullanılarak yeniden tasarlanan mac mini, güç adaptörünü de içinde barındırıyor. her ne kadar masaüstü çözümü olarak tasarlansa da yeni boyutlarıyla çantanıza atıp monitör veya gerekli arayüze sahip televizyon olan heryerde kullanmak olası.


alt kısımda kullanılan kapak, kolayca ram'lere erişimi sağlıyor.
satış fiyatı ise amerika için 699$ olarak belirlenmiş.

Dünyamıza kalıcı bir eser bırakmak için uğraşan yüzlerce insan varken neden dünyayı kalıcı ve yaşanabilir bir şekilde bırakmak için uğraşmadıkları beni çokça düşündüren bir durum…
Gereksiz yere otomobilimizi kullanmak, harcadığımız enerjilerin daha kontrollü kullanımı, su kaynaklarının bitebileceğini düşünebilmek ve yalıtım nedir öğrenerek bir birey olarak üstümüze düşen görevleri yerine getirdiğimizde eminim ki dünyamız gerçekten daha yaşanabilir ve uzun ömürlü olacaktır.
Tabii bunun yanı sıra bütün bu önlemler size ekonomik bakımdan da olumlu geri dönüş yapacaklar. Bir çoğumuzun “çok para!” diye nitelendirdiği bu teknolojilerin bilinçli kullanmasıyla kısa bir süre sonra kendi kendini ödeyip sonrasında size katkı sağladığı ispatlanmış bir gerçek.


Yaz geldi. Benim için değil ama birçoğumuz için bisikletlerin tozunu alıp kaldırıldıkları yerden yağlanmaya başlamasının vakti geldi. Hafif akşam güneşinin altında, sahil kenarı keyifli turların atılmasına bazılarımız başladı bile. Bu şanslı kesimi kıskanmıyorum desem yalan olmaz.

Ben de birçok yere araba yerine isteyerek toplu taşıma ve bisikletle ulaşan ender ve duyarlı kesimin içinde olmaktan gurur duyuyorum. Lakin bu ulaşımlar sırasında bisikletteyken en çok arabayı aradığım durumların başında telefonu şarj edebilme eksikliği geliyordu.

Ekonomik ya da eğitim durumu ne olursa olsun tanıdığım hiç kimsede bir yangın alarmı, acil durum çantası, ya da bir ilk yardım dolabı gibi önlemleri bu güne kadar görebilmiş değilim. Amerika'da ölümlerin en çok ev içi kazalarla gerçekleştiğini biliyor musunuz? Kimsenin pek de önemsediği bir konu olduğunu düşünmediğim ev içi güvenliklerini acaba aramızda kaç kişi uygulamakta? (bkz yazı sonu notu)
Türkiye'yi ele alırsak ev kazalarının en çok rastlananı soba ya da gaz zehirlenmeleri. Dikkatsizlik ya da ihmal sonucu hemen hemen her kış yüzlerce zehirlenme vakası gerçekleşiyor. Bu durum basit şekillerde önlenebilecekken ne yazık ki bu konuda olan eğitim eksiği ve klasik "Bana bişi olmaz" Türk mantığı yüzünden hem geride gözü yaşlı insanlar hem de ekonomiye büyük zararlar getirmekte.

Aslında şimdiki haberim bu noktada ülkemize çok yarar sağlayabilecek yapıda. EZ Gas Detector ismiyle piyasada kendine yer edinmiş ürünümüz gerek taşınabilir yapısı gerekse uygun fiyatıyla her eve misafir olabilir.
EZ Gas Detector iki det AA pil ile çalışmakta. Ortamın gaz seviyesine göre kendi kendini kalibre edebiliyor. Üzerindeki Ledlerin yardımıyla çalışma durumunu gözlemleyip herhangi bir kaçak karşısında sizi bağrım bağrım bağararak uyarmakta.

Iphone, Ipad i bilmem ne.. I li hiçbir ürünü sevmediğimi çoğu kez belirtmişimdir (yeni gelen iphone belki fikrimi değiştirebilir) ama her zaman kabullendiğim bir şey varki şu güne kadarki hiçbir ürün "i" lar kadar kendine yan ürün desteği bulamamıştır..

Fiyat performans oranından dolayı genelde gözümde hep eksilerde yer alır Apple ürünleri. (Intel işlemci kullanmadığı dönemlerde pc leri tokatladığı zamanları saymazsak) Her ne kadar kendi içindeki performansı arttıramasa da sizden zaten pahalı olan fiyatının üzerine ekstra paralar alarak muadillerinin bir çoğunda üzerinde olan özellikleri size verebiliyor.

Şu an tanıttığım haberde buna güzel bir örnek. Slim Bluetooth Keyboard olarak adlandırılmış bu yeni iphone aparatı aslında bluetooth kullanan başka ürünlerle de çalışabilecek olmasına rağmen nedense iphone - ipad için uygun olduğunu daha bir öne çıkaran tanıtımlara sahip (neden aceba?).

Son zamanların en büyük patlamalarından biri mobil cihazlarınızı her yerde şarj edebilmenize olanak veren cihazlar. Her şeyin ufalıp cebimize girmesiyle bunun bir ihtiyaç olacağı belliydi ama hareketli halde olan insanların sorunudur şarj sorunu. Öyle tüm gün evde oturup patateslik yapan insan şarj probleminden ziyade karşı cinsle olan iletişim sorunu, şekilsiz vücudu ve ay sonu gelen elektrik faturalarıyla uğraşır.

Yazılarımı takip edenler bilir temiz enerji yaratan ve işe yarayan her ürünü tanıtmaya çalışırım. Hem ekonomiye hem de çevreye büyük katkıları olan bu icatlar küçük dünyalarında yaşamayan kullanıcılarına da yarar sağlar. Şimdiki haberimde öyle. Bu ürün uzun zamandır tartışmaları üzerine toplamış ve birçok ön sipariş almış bir ürün. Yaklaşık bir senedir takip ettiğim PEG sonunda görücüye çıkıyor.
Dünya tarihinde zengin kimselerin hayatları incelendiğinde varlıklı yaşama geçmeden önceleri hep küçük şeylerden ekonomi yaparak bir yerlere geldiklerine tanık oluruz. Bir saltanatın ilk kurucuları (alın teriyle kazananlardan bahsediyorum (Kaldı mı?) ) "Her gün yediğim zeytin sayısını bir tane eksilttim" , "Çöpe atılan gazeteleri toplayıp sattım" gibi yöntemlerle ekonomi yapıp ilk paralarını biriktirerek yükseldiklerini anlatırlar.

Ben de bu gibi şeylere mümkün mertebe gerek ev içi ekonomi gerekse çevreye olan mesuliyetimden dolayı dikkat etmeye çalışıyorum. Bu yüzden araştırmalarımı sürdürürken nette bu ürüne rastladım. Save A Blade adıyla satılan ürünümüz aslında tam da biz kıllı (ben değil) Türk erkeklerine uygun bir ürün. Çünkü görevi her gün kullandığımız tıraş bıçaklarını bileyleyerek tekrar kullanılabilmesini sağlamak. Basit ama etkili bulduğum ürünlerin arasında ilk sıralara çıkabilecek bir ürün.

Hiç NES (Nintendo Entertainment System) sahibi oldunuz mu? Ya da oynamışlığınız var mı? Bir dönem Nes sahibi olmak (Yurtdışı için 80 li Türkiye için 90 lı yıllara tekabül eder) ayrıcalık demekken, sahibi olanların diğerlerine hava atmakta kullandığı farklılığın başında Nes in sahip olduğu silah gelirdi. O dönem için pekte aşina olmadığımız ekrandaki nesneleri vurabilmek o dönem çocuklarının rüyalarını süsledi. Tabii silahın kullanıldığı oyun Duck Hunt (bkz yazı sonu notu) ta bu yüzden akıllarda yerini aldı...

Silahımızla sanal olarak ördek avladığımız (keşke hep böyle olsa) bu oyun bu günlerde geri geliyor. Ama hayatımızın içine. Duck Hunter ismiyle satışa sunulan bu oyuncak çalıştırdığınızda dakikada 500 kere manevra yaparak sizden kaçmaya çalışıyor!
Bu site pillinetwork'ün bir parçasıdır. detaylar.